Hızlı şekilde artan dünya nüfusu, gelişen teknolojiler ve sanayi ile birlikte küresel ısınma ve çevre kirliliği de artmıştır. Her geçen gün insanoğlunun yaşamı kolaylaşsa da çevresel faktörler sağlığımızı tehdit etmeye başlamış ve bizi çevreye daha duyarlı olmaya itmiştir. İleriye dönük yapılan araştırmalar sonucunda kaynak kıtlığı sorunu göze çarpmaktadır. En göze çarpan örneklerine ozon tabakasının zarar görmesi ve buzulların erimesi verilebilir.

Bu durum firmaları çevreye karşı daha hassas olmaya, mevcut kaynakların kullanımını bilinçli olarak sürdürmeye ve oluşacak kıtlıklar için de çözüm yolları aramaya sevk etmiştir. “Yeşil” kelimesi ile ifade edilen duyarlılık çevreye duyarlı olmanın yanı sıra lojistik faaliyetlerde de kendisini göstermeye başlamıştır. “Yeşil Lojistik” olarak ifade edilen bu durum işletmelerdeki rekabet konularına bir yenisini daha eklemiştir.

Yeşil lojistik dediğimiz kavram lojistik faaliyetlerden kaynaklanan çevresel etkileri minimum düzeyde tutmaya çalışmaktır. Çevreye olan olumsuz etmenler için CO2 salınımı, ambalaj atıkları gibi konular yer almaktadır. İşletmeler çevresel imajları doğrultusunda geri dönüştürülebilir ambalaj ve daha etkin kaynak kullanımı yaparak çevreye verilen zararı azaltmak amacıyla kontrol mekanizmalarını güçlendirirler. Tabi bunları yaparken de müşteri memnuniyetlerini de göz önünde bulundurarak hareket ederler.

Duyarlı hareket firmalar rekabet ortamını artırırken, müşteri memnuniyetlerini de sağlayarak iş hayatında da çevreci olunabileceğini herkese göstermektedirler. Tersine tedarik zinciri ile yeşil tedarik zinciri arasında fark görülmektedir. Kullanılan ürünlerin dış ambalajlarının geri dönüştürülmek üzere toplanması tersine tedarik zinciri kavramına girer. Ancak üretilecek bir ürünün malzemesinin çevreye daha az zarar verecek şekilde seçilmesi yeşil tedarik zinciri kapsamına girmektedir.

Çevre sorunlarında kirli hava sahası ile dikkat çeken Çin, yeşil tedarik zinciri yönetiminde sıkça rastlanan ülkelerdendir. Yapılan çalışmalar sonucunda firmalarda yapılan değişimlerin çevreye olan olumlu etkileri gözlemlenmiştir.

Yeşil Tedarik zinciri yönetimi çeşitleri 

Yeşil Satın Alma: Bildiğimiz üzere satın alma ürün ya da hizmetin oluşturulması için gerekli materyalin temin edilmesidir. Yeşil satın alma ise tedarik edilecek olan ürünün ya da hizmetin geri dönüştürülebilir olmasıdır. Böylece çevreye duyarlı satın alma faaliyetleri gerçekleştirilmiş olur.

Yeşil Pazarlama: Müşterinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin üretimini, duyurulup piyasada tutundurulmasını, dağıtımını ve sonrasını takip eden doğa dostu pazarlama faaliyetleridir.

Yeşil Üretim: Ürünün tasarım aşamasından itibaren doğa dostu ya da minimum düşeyde zarar verecek şekilde tasarlanıp üretilmesidir. Eğer olanak var ise materyallerin tekrar kullanımına da olanak tanır.

Yeşil paketleme: Satılan ürünlerin dış ambalajlarının çevre dostu olmasıdır. Bu materyalin cinsi olduğu gibi kullanılan boyutlarında gereksiz olmamasını da kapsamaktadır.

Tersine Lojistik Yeşil Tedarik Midir?

Tersine lojistik, üretilen ürünün (hammadde, yarı mamul ya da ürün) tüketiciden üreticiye olan akışını sağlamaktadır. Böylece ürünler geri dönüştürülüp tekrar kullanılabilir. Bunu yaparken de karbon salınımı minimum düzeyde tutulmaya çalışılır. Ufak farklılıklar gösterse de tersine lojistik aslında yeşil lojistik ile bağlantılıdır. Oluşacak çevre atıklarını azaltarak yeşil sınıfına da girmektedir.  

Yeşil tedarik zinciri yönetimi; ses, radyasyon CO2 gibi etmenleri azaltarak çevreye yarar sağlarken firmaya da depo, malzeme kullanımı, ürün, müşteri memnuniyeti gibi yararlar sağlamaktadır. Ayrıca firmaların çevre performanslarını da artırmaktadır. Bir nevi kazan – kazan durumu söz konusudur. Düşük enerji tüketimi (ya da yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı) yanı sıra firma içerisinde oluşan atıklar da azalmaktadır. Çalışanların ve toplumun sağlığını korurken firmanın da Pazar payını ve teknolojik gelişimlerini artırmaktadır.

Nedir? kategorisindeki diğer yazılarımıza da okumanızı tavsiye ederiz!

Kaynaklar

1

2