Mühendislik ve İş Hayatı

Mühendislik ve İş Hayatı

(Dikkat! Kişisel Görüş ve Öneri Barındırır!) Mühendislik… Bir ülkenin kalkınmasında rol alan sayılı alanlardan biri. Teknolojinin gelişimi açısından lider meslek. Küresel kalkınmanın anahtarı. Peki her mühendis, mühendis midir sizce?

Bugün biraz iş imkanlarımız hakkında sizinle konuşmak istiyorum. Ama mühendis olup iş isteyebilmek için öncelikle mühendis olmak gerekmiyor mu ? Hayır. Gerekmiyor. Sadece okulunuzu bitirin yeter. Diploma sizin yerinize çalışsın. Maalesef içinde bulunduğumuz durum şuanda tam olarak bu. Hemde sadece ülkemizde de değil, küresel anlamda diplomların çalıştığı bir dönemden geçiyoruz.

Bunun sebebi işverenler mi yoksa meslek sahipleri mi?

Bunun sebebi direkt olarak biziz. Öğrenciler ve öğrenciliğin farkına varamamış mezunlar. Evet şirketler bu konuda çok acımasız. Asgari ücretten daha düşük fiyata çalışan çok fazla mühendis tanıyoruz. Ama insan karşısındakini eleştirmeden önce suçun kendinde olup olmadığına bir bakmalı bence. Gelin şöyle bir kendimize bakalım.

Teknoloji ve mühendislik fakültelerinin geneline baktığımız zaman gördüğümüz durum belli. Bir kısmı tıp, hukuk veya diş hekimliğine puanı yetmediği için mühendis olmak zorunda kalan teoride iyi fakat pratikte vasat kısım. Bir kısmı gerçekten mühendisliğe kafası çalıştığı halde ders çalışmaya bir türlü alışamamış ve okuduğu okulu zor kazanmış, pratikte iyi fakat teoride vasat kısım. Bir kısmı ise dünyada hiçbir hedefi olmayan, sadece puanı oraya yettiği için rastgele yapılan tercihlerle yerleşen ve olayla hiç ilgisi olmayan kısım. Çok az da amacı için ter döküp en iyi puanla tek hedefine ulaşan kısım.

Peki sonuçta ne oluyor?

Tabiki hepsi mezun oluyor. Hemde hepsi. Benim sormak istediğim ise kaç tanesi mühendis oluyor? Kopya çekerek, projelerini internetten sipariş ederek, derslere zorunlu olduğu için giderek, bir gecede her şeyi ezberleyip ertesi gece her şeyi unutarak, dil öğrenmeden, matematik bilmeden, kitap okumadan da mezun olunuyor arkadaşlar. İnanın çok kolay mezun olunuyor hemde. İşte her şey burdan sonra başlıyor. Bu şekilde işverenler bizi değil imzamızı kullanma peşine düşüyor. Biz çok uygun! fiyata bir işçiden farksız çalışırken imzamızdan tonla para kazanıyorlar. Peki biz neden razı oluyoruz bu duruma? İçinde bulunduğumuz sistemin hiç suçu yok mu? Tabi ki var. İşverenlerin suçu yok mu? Tabi ki var. Hükümetin, devletin suçu yok mu? Tabi ki var. Peki bunları değiştirebilecek kişiler kim sizce? Yine biziz. Dayanacak hiçbir yerimiz yok. Destek isteyecek kimsemiz yok. Kendimizden başka kimseye güvenemeyiz. Peki bu saydığım durum ve kurumlara suç atarak onları değiştirebilir miyiz?

Arkadaşlar bizim potansiyelimiz çok yüksek. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde bu potansiyel ile dünyayı etkileyebiliriz. Yapmamız gereken şey çok okumak, çok çalışmak. Allah’ın, Kur’an’ın, Peygamberimizin öğüdünü dinlemek. Atatürk’ün sözlerine kulak vermek, binlerce şehidin fedakarlığına karşılık vermek, yüzlerce bilim adamımızın emeklerini boşa çıkarmamak. Bizi bizden başka kimse kurtaramaz. Gelin hep beraber dünyayı değiştirmeden önce kendimizi değiştirelim. Yönetici olup sistemi değiştirelim. İşveren olup işi değiştirelim. Mühendislik bitirmek yerine mühendis olalım…

Sizin bu konuda fikirlerinizi de yorumlardan takip ediyor olacağım. Yorum olsun diye değil. Bilmek için takip ediyorum.

Teşekkürler.

Beğen  2