Türkiye’de Sanayi Üretiminin Makroekonomik Belirleyicileri

Türkiye’de Sanayi Üretiminin Makroekonomik Belirleyicileri

Sanayi her türlü ham maddeyi satın alması ya da üretmesi ile bu maddeleri işleyerek, öğüterek ya da şekillendirerek katma değerli ürün elde etmektir. Türkiye’de Sanayi Üretiminin Makroekonomik Belirleyicileri olanlarından bir tanesi ticarettir. 1900’lü yıllardan başlayan dünyanın petrol ihtiyacı temel olarak ticaret üzerinden şekillenmiştir. Çünkü ticarette düşük maliyetle bir malı alıp, işleyip satmak kar marjını arttırır. Bu nedenle petrol piyasasında yedi kız kardeşler olarak isimlendiren 7 petrol şirketi dünyadaki var olan petrol kaynaklarını sömürmeye başlamış ve azımsanmayacak ölçüde servet elde etmişlerdir. Aldıkları ucuz ham petrolü işleyerek satmışlardır. Bu ticaretin sanayi üretimi konusunda ne kadar önemli olduğunu açıklıyor.

Türkiye’de Sanayi ve Üretimi

Türkiye’de sanayi, cumhuriyetin ilan edilmesi ile gelişme göstermiştir diyebiliriz. Cumhuriyetin kurulmasından sonra ekonomik politikaların da gelişmesinden dolayı Türkiye’de sanayi üretimi artmış ve bu 1950, 1980 ve 2000 yıllarında da abartılı bir artış göstermeye devam etmiştir. Makroekonomik olarak bu yıllarda dünya arz ve talep piyasası durgunluktan yükselişe geçmiştir. Bu da sanayi üretimini aynı oranda arttırmıştır. Ticaret ülkeler arası anlaşmalarla yaygınlaşmış ve vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Savaşların olması her zaman için dünya piyasasında çok fazla etki bırakmıştır. Savaş, üretimin durması ve haliyle yeteri kadar arzı olmayan ürünlerin fiyatlarının yükselmesine ve aynı zamanda karların düşmesine neden olur. Bu da tüm dünya piyasasını etkiler.

Başka bir belirleyici olarak emek piyasasından bahsedebiliriz. Sermayesi yoğun olan ülkeler insan emeğine ihtiyaç duyar. Diğer gelişmemiş ülkelerde emek arz fazlası olabilir ve iş göçleri olma ihtimali bir hayli yüksektir. Sanayi üretimi günümüz para piyasasının gelişmesinden dolayı döviz kurlarının etkisi altında kalmıştır. Çok fazla stabil kalamayan döviz kurları yabancı yatırımcıların yatırım yapmamasına neden olur. Yatırım olmazsa sanayi üretimi de yavaşlar. Bu da fiyatların çıkmasına, faiz oranlarının yükselmesine ve ekonominin durgunlaşmasına neden olur.

Not : Döviz ile alakalı olan son kısım adına, daha çok iç piyasaya satış yapan firmalar ya da fabrikalar bu durumdan yara alabilirler. Dış piyasa hacmine sahip firmaların bu durumdan etkilenmesi negatif yönlü değil genel manada pozitif yönlü olmuştur.

Türkiye de İhracatın İthalatı Karşılama Oranı

2018 yılında yerli üretimde ihracatın ithalatı karşılama oranı %75,3 ‘e ulaşmıştır.

Kaynakça :
Beğen  4