Serenad – Zülfü Livaneli

Serenad – Zülfü Livaneli

Felsefe ve müzik eğitimi alan Zülfü Livaneli, yurt içinde ve yurt dışında oldukça ilgi gören usta bir yazardır. Dili oldukça sade ve açıklayıcı olmakla beraber, bu romanında oldukça fazla betimleme yaparak bizim kişileri ve olayları hayal etmemize olanak sağlamıştır.

Roman 1930’lardan günümüze uzanan gerçek bir hikayeyi anlatmakta ve aslında ilk sayfalardan itibaren sizi devamı için meraklandırmaktadır. Bu yaşanmış hikaye 2001 yılında İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkilerden sorumlu Maya Duran ile 1930’lu yıllarda aynı üniversitede görev yapmış profesör Maximilian Wagner’in tanışması sonucunda tekrar açığa çıkıyor. Başta şüpheli yaklaştığımız Maximilian karakteri romanın sonunda naif ve kibar bir karaktere dönüşüyor. Aslında oldukça acıklı ve bazılarına göre dayanılamaz bir hikayesi olan Max, bir gün sebebini belirtmeden Maya ile Şile sahiline gidiyor. Ana hikayemiz de burada başlıyor. Sonrasında ise ne olacağını ve hikayenin nereye bağlanacağını merak ederek okuyoruz.

Bence kitapta anlatılan ana hikaye ile yan hikayelerin asıl konusu: İnsan ve aşk. Bu öyle bir hikaye ki ülkeler arası kaçış serüvenlerini, insanların benliği sebebiyle çektiği sıkıntıları ve aslında din, ırk vb. konular yüzünden birbirimize ne kadar da acımasız davrandığımızı gösteriyor. Ayrıca her bir hikayeyi de aşk ile ilişkilendiren roman, sonunda bizi gözyaşlarımızla uğurluyor.

Ben kitabı okurken kapağında yer alan güzel giyimli kadını Maya olarak hayal ettim. Biraz bu karakterden de bahsedecek olursak; Maya eşinden ayrı ve ortaokul çağındaki oğlu Kerem ile birlikte yaşayan, kendi kendine yetinmeyi öğrenmeye çalışan güçlü bir kadın figürü. Bu karakter hayali olmasına rağmen yaşanmışlık içeren hikayeye çok güzel uyum sağlamış. Kendi ailesi ve benliği ile ilgili bilinmeyenleri o da bizimle beraber öğreniyor. Romanı okurken karakterin düşüncelerini, hislerini ve iç çatışmalarını beraber yaşıyoruz.

Roman bizi geçmişe götürerek yaşanılan acıları hissettirirken, günümüze getirerek de içimizde bir burukluk bırakıyor. Okurken saati unuturup sizi içine çeken bu romanı severek okumanızı umuyorum.


Kitap Önerileri kategorisinde bulunan diğer içerikleri de okumanızı tavsiye ederiz!

Beğen  2
Önceki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir