Kaygı

Kaygı

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere bahsedeceğim konu aslında herkesi ilgilendiren bir konu. Günlük hayatımızda zaman zaman hepimizin yaşadığı, bizi strese sokan, hayatımızı zorlaştıran bir duygudan bahsedeceğim. Kaygı nedir? Kaygılarımızdan nasıl kurtulabiliriz gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağım.

Kaygı Nedir?

Kaygı aslında korku duygusunun bir çeşididir. Her an bir şey olacak gibi hissetme durumudur. Peki, kaygı duymadan yaşamak mümkün müdür? Tabii ki de değildir. Kaygı tıpkı mutluluk gibi sevinç gibi aşk gibi yaşanması gereken olması gereken bir duygudur ve hep bizimle yaşayacak bir duygudur. Bu duygu sadece insanlar için değil tüm canlılar için vardır. Aslında bizi koruyan bir duygudur. Dünyaya geldiğiniz andan beri var olan içgüdüsel bir duygudur.

Kaygı Öğrenilmiş Bir Duygu Mudur?

Gayet kaygılı bir anne babayla büyüyen çocuk zaten doğduğu günden itibaren kaygıyı öğrenmiştir. Anne ve baba bu duyguyu çocuğa her an hissettirmenin yanı sıra dünyayı çocuğa böyle tanıtır. “Aman kızım! Aman oğlum! Aman bir şey oldu mu? Geç oldu acaba başına bir şey mi geldi?” diyerek aslında “Bu dünya tehlikelerle doludur. Sen her şey yolunda gidiyor zannettiğin anda bile korkulacak çok şey vardır. Dikkatli ol. Temkinli ol. Dış dünya son derece tehlikeli bir yerdir.” diye kodlamaktadır.

Doğduğumuz gün itibariyle hepimiz doğduğumuz evlerde yeni bir dil öğreniyoruz aslında. Zannediyoruz ki bize öğretilen dünya gerçek bir dünya. Oysa büyüdükçe görüyoruz ki seninki başka, benimki başka, onunki başka. Gerçek dünyayı aslında hiçbirimiz öğrenmiyoruz. Ailemiz dünyayı bize nasıl tanıttılar ise kafamızdaki dünya da o dünya. Çok kaygılı insanlarda doğduğu gün o ortamda öğrendiler bu duyguyu işte.

Peki, Kaygıyı Nasıl Azaltabiliriz?

Yeniden, yeniden ve yeniden kendimizi keşfetmeliyiz. “Bu dünya bana böyle öğretildi böyle gösterildi ama benim sahibim artık benim. Bu duygudan nasıl kurtulabilirim?” diye düşünmemiz lazım. Kendi dünyamızı sorgulamalıyız yani. Kendi dünyamızın nasıl olduğuna karar vermeliyiz. Ama bu kararı verirken asla öğrenilmiş duygularla hareket etmememiz gerekiyor. Kendi güçlerimizi görmeliyiz. Kendimizi tanımalıyız.

Dünya da iki tür gerçek vardır.

Biri ne olursa olsun değiştiremeyeceğimiz türden gerçekler. Mesela ölüm. Ne kadar ölüm yokmuş gibi yaşasak da aslında bir gün öleceğimizi hepimiz biliyoruz. Ve bunu değiştiremeyiz.

Bir diğeri de değiştirebileceğimiz türden gerçekler. Örneğin kaygı.

Sürekli kaygı duymak öğrenilmiş bir şeyi tekrar etmek gibidir. Kişi eğer bu konuda farkındalık geliştirirse kaygının kaynağını bulup durumu ortadan kaldırabilir. Fakat bu durumu psikiyatrist yardımıyla ilaç kullanarak halletmeye çalışan kişiler de var. İlacı içince ne oluyor? O duygu bir anda ortadan kayboluyor. Daha doğrusu kişi ilaçla bu duyguyu yaşamayı komple kesiyor.

Ama gerçek şu ki ilaç kullanarak o duyguyu kesip attığın dünya da aynı dünya. İlaç kullanmadığın dünya da aynı dünya. Yani değişen bir şey yok. Çözüm aslında kendimiziz.

Kişi kendisini fark edip, tanıyıp o duygunun kaynağına inerek bu durumu çözerse daha kesin ve daha sağlıklı bir çözüm yolu bulmuş olur.

Yazımı okuduğunuz ve vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

Kişisel Gelişim kategorisinde bulunan diğer içerikleri de okumanızı tavsiye ederiz!

Beğen  9
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir